Eğitimin Geleceği: Daha Duyarlı Sınıflar

Çocuklarımıza öğrenme ortamı yaratırken onlara nefes alma imkanını da tanımamız gerekir

144 0

Soğuk bir Mart günü. Saat öğleden sonralarını gösteriyor. New York Larchmont’taki Chastworth Orta Okulu koridorları konuşma ve gülüşme sesleriyle inlemekte. Liz Slade’in öğretmenlik yaptığı anasınıfındaki çocuklar öğle yemeği arasından henüz dönmüş, ceketleriyle beslenme kutularını dolaplarına yerleştiriyorlar. Slade soruyor: “Lütfen bugünün duyarlılık lideri öne çıkıp başlayabilir mi?”

Kalpli gri bir tişörtle benekli tayt giymiş 6 yaşındaki Isabella, yüzü sınıf arkadaşlarına dönük bir şekilde oturup kilimin üzerinde bağdaş kuruyor. Avuçlarını dizlerinin üstüne koyup onlara hafifçe vurarak “Şu an sakinim” mantrasını tekrarlıyor. Sınıf arkadaşları ve öğretmenleri de tereddüt etmeksizin aynı hareketi ve sözleri tekrarlıyor. Her tekrardan sonra seslerini biraz daha alçaltıyorlar. Sonra Slade onlara sessizce yerlerine geçmelerini ve “hisler günlüklerini” çıkarmalarını istiyor.

“Vücutlarını yatıştırmayı öğreniyorlar” diyor Slade. “Eskiden kargaşayla geçen zamanlar şimdi hepimizin durup içinde yaşadığımız ana odaklandığı tatlı ritüellere dönüştü.”

Chatsworth, ülkede sınıflara duyarlılık kazandıran binlerce okuldan biri. Giderek daha fazla öğretmen, öğrenci velisi ve çocuk bu duyarlılıktan faydalanıyor. Jon Kabat-Zinn duyarlılığı “bilinçli bir şekilde ve yargılamaksızın dikkatini şu ana kanalize etmeyle gelen farkındalık” olarak tanımlıyor. Bu stres ve anksiyetenin yoğunluğunu azaltırken aynı zamandı odağı, öz farkındalığı, kaliteli uykuyu ve daha başarılı akademik bir yaşamı beraberinde getiriyor.

Akademik baskı artık anasınıfındaki çocukları bile yakalıyor. Çocuklar onlara aşılanan gelecek kaygıları yüzünden oyuna ve sanata pek vakit ayıramıyor. Ulusal Zihin Sağlığı Enstitüsü’ne göre 13-18 yaş arası gençlerin %25’i tahmin bile edilemez stres ve anksiyete yaşamakta. Bu kadar erken yaşta maruz kalınan bunca stres Amerikan Pediyatri Akademisi’ne göre onları öğrenme, hafıza, davranış, fiziksel ve zihinsel sağlık açısında olumsuz yönde etkiliyor. Artan stres ve baskı ise orta okul ve lisede de varlığını koruyor. Yale Duygusal Zeka Merkezi’nce yapılan bir araştırma sonucu elde edilen bulgulara göre öğrenciler %75 oranında stres, bitkinlik ve iç sıkıntısı gibi negatif duygular hissettiklerini dile getirmekte. Artık bu stresi yenmeye eskisinden de fazla itiyacımız var. Duyarlılık burada anahtar kavram.

Okullarda Duyarlılık Araştırması

Okul temelli duyarlılık projeleri artık giderek yaygınlaşmakta. Ancak bu uygulama sonucu elde edilen ve edilebilecek gelişmeler üzerinde hala araştırmalara ihtiyaç duyuluyor. Doktor Kimberly Schonert-Reichl, “Kimin için hangi koşulda hangi programın tam olarak işe yaradığı hususunda henüz çok az şey biliyoruz” diyor. Kendisi British Columbia Üniversitesi’nde bir profesör ve araştırmacı olan Robert Roeser ile birlikte kısa bir süre önce Eğitimde Duyarlılık Kılavuzu: Teori ve Araştırmayı Pratikte Birleştirme isimli bir kitap yayımladı. Schonert-Reichl 2015’te duyarlılık içeren 12 haftalık bir sosyal ve duygusal öğrenme programının etkili olup olmadığını inceledi. 99 adet 4. ve 5. sınıf öğrencisi iki gruba ayrıldı. Bunlardan biri MindUp aracılığıyla haftalık olarak sosyal ve duygusal eğitim hizmeti aldı. Öteki grup ise Kanada devlet okullarında halihazırda kullanılmakta olan bir sosyal sorumluluk projesine dahil edildi. Davranış değişiklikleri, kortizol seviyeleri, yaşıtların girişkenlik konusunda birbiri üzerine geribildirimi ve matematik ders notları gibi ölçeklerin incelenmesiyle iki grup arasında ciddi bir fark olduğu bilgisine ulaşıldı. Sosyal sorumluluk projelerindeki öğrencilerine göre duyarlılıkta eğitilen öğrencilerin matematik notları daha yüksekti, %24 daha çok sosyal davranış sergilediler ve %20 daha az agresiftiler. Duyarlılık eğitimi alan grup dikkat, hafıza, duygusal düzen, optimizm, stres seviyeleri, duygu ve empati gibi alanlarda da diğer gruba kıyasla çok iyi skorlar kaydetti.

İlk aşamalarda okul temelli duyarlılık projelerinin kaynağında 30 yıldır yetişkinler üzerinde yapılan araştırmalar yer almaktaysa da durum her halükarda psikolojik ve fizyolojik gelişimler vadediyor. Araştırmalar artık duyarlılık konusunda ne, ne zaman, ne kadar, kiminle gibi sorulara yoğunlaşmış durumda. Madison Wisconsin Üniversitesi Sağlıklı Zihinler Merkezi bilim insanlarından Doktor Lisa Flook, “Henüz şu aşamada duyarlılığın genç zihinler üzerindeki olumlu etkilerini kanıtlayabilmiş değiliz. Ama yapılan çalışmaların notlar ile zihinsel ve duygusal sağlık üzerinde pozitif etkileri olduğu gözlemlenmiştir” diyor. Yani şimdilik net kanıtlar elde edilemese de çalışmalar umut vadediyor.

Still Quiet Place Direktörü ve Eğitimde Duyarlılık Derneği Müdürü Amy Saltzman: “Duyarlılık çocuklara sakinleşme, dikkatlerini bir noktaya yöneltebilme ve yaşıtlarıyla etkin iletişim kurabilme gibi alanlarda yardımcı oluyor ki bunlar hem okulda hem de hayatta ihtiyaç duyacakları yetiler. Eğitime duyarlılığı entegre etmek hem akademik, hem sosyal, hem de duygusal öğrenme ortamını pekiştirecektir. Aynı zamanda çocukların dikkat, esneklik ve kendilerini kontrol edebilme yetileri de gelişecektir. Bu da uzun vadede onların çok işine yarayacak.”

Duyarlı Bir Sınıf Nasıl Bir Sınıftır?

Bir çocuğun dürtülerini kontrol edebilmesi ve dikkatini kanalize edebilmesinin gerekliliğini en iyi öğretmenler bilir. Son sekiz senedir duyarlılık anlayışını ders işleme tekniği olarak kullanmakta olan Liz Slade, bir keresinde sınıf arkadaşlarının inşa ettiği bir kuleye zarar vermeye çalışan bir kız çocuğu görmüş. Olayı şöyle aktarıyor: “Bu öğrencimin kuleyi tekmelemek için ayağını kaldırdığına, ama sonra derin bir nefes alıp oradan uzaklaştığına şahit oldum. Çocuklar gereksiz eylemlerin farkına varabiliyor ve kendi kararlarını sorgulayabiliyorlar. Kendilerine yaptıklarının doğru olup olmadığını sormayı öğreniyorlar.”

Slade duyarlılığın kendi hayatındaki faydalarını gördükten sonra 10 sene kadar önce aynı şeyleri sınıf ortamında da kullanmaya karar veriyor. Sınıfta nefes egzersizleri yaptırıyor. “Denedikçe ve işe yaradığını gördükçe ben bile şaşırdım açıkçası. Çocuklar artık stresli durumlarla daha etkin bir şekilde başa çıkabildiklerini söylediler ve bu beni çok mutlu etti.”

Kendi faydalı bulduğu bir şeyi okul müdürünün de onayıyla sınıfta uygulayan ve başarıya ulaşan Slade, Inner Resilience adında zorunlu bir eğitim programı için bir hibeye bile başvurdu. Bu eğitim programı Akademik, Sosyal ve Duygusal Öğrenmede İş Birliği projesi kurucu üyelerinden Linda Lantieri tarafından tasarlanmıştır. Mamaroneck Okulu civarındaki öğretmenler, veliler ve yönetim vasıtasıyla bu program yayılmış; şu an altı okulda 5,200 öğrenciye ulaşmıştır. Lantieri: “Duyarlılığı çocuklara kazandırmanın en iyi yolu onlara bir bütün halinde sosyal ve duygusal öğrenme ortamı sunmaktan geçer. Eğer öğretmenlik yapacaksak bunu çocuklara daha iyi bir şekilde yardımcı olmak için yapmalıyız. Duyarlılık projesi de bu yönde oldukça etkili olduğundan tonu tercih etmeliyiz.”

Pek çok uzman bu uygulamanın ancak öğretmenler de aynı prensibi benimsediğinde başarıya ulaşacağına inanıyor. Virginia Üniversitesi Curry Eğitim Okulu’ndan Doçent Doktor Tish Jennings, “Artık mesele öğretmenlerin ne öğrettiği değil, nasıl öğrettiğine bakar hale geldi. Eğer bir öğretmen duyarlıysa öğrencileri de öyle olmayı öğreniyor. Öğretmenler gerçekten de büyük bir stres altında ve bu stresin çocuklara da yansıdığını biliyoruz. O yüzden öğretmenlere destek olmak demek çocuklara destek olmak demektir” diyor. Son araştırması kapsamında duyarlılık konusunda eğitim alan öğretmenlerin daha az aceleci davrandığını, daha pozitif ve hassas olduklarını keşfetmiş. Ayrıca bu öğretmenlerin eğittiği çocukların da daha farkında ve üretken olduğu bulunmuş.

New York Bronx’ta bir öğretmen olan Rosalie Choniuk’a göre CARE programıyla öğretmenlere duyarlılığı öğretmek mükemmel bir deneyim olmuş. “Bu programa katıldıktan sonra zihinsel, fiziksel ve duygudal olarak bambaşka bir insana dönüştüm” diyor. İkinci Yabancı Dil Olarak İngilizce dersleri veren Choniuk, işleri çıkan arkadaşlarının dersine de bakarak birden çok işle ilgilenmiş oluyor. Choniuk duyarlılık programından önce terbiyesizlik ve taşkınlık yapan öğrencilerle ilgilenirken çok gerildiğini söylüyor. “Artık endişelenmek yerine kendimi sakinleştiriyor ve yapıcı bir tutumla onlara yaklaşıyorum. Bunun etkilerini çocuklarda da görmeye başladım. Artık daha uyumlular. Bendeki değişiklik onlara da yansıdı. Şimdi derslerine girmeyi dört gözle bekliyorum.”

Okullarda Bir Duyarlılık Kültürü Yaratmak

Eğer okuldaki öğretmenler çocuklara duyarlılık aşılamada başarılı değilse kurumlar genelde dışarıdan uzmanlarla anlaşıyor. Ancak bu uzun vadede çok işe yaramayabilir. Learning to Breathe programı kurucusu ve Penn State Üniversitesi Bennett Pierce Prevention Araştırma Merkezi’nde araştırma görevlisi olan Doktor Trish Broderick, “Dışarıdan insan getirerek ancak öğretmenleri eğitebiliyoruz. Bunun yerine duayrlılık programı uygulamanın tekrarlanabilme ve öğrencilerle halihazırda iletişimi olan öğretmenler ve okul personeli tarafından etkili bir şekilde kullanılabilme gibi avantajları var” dedi.

Duyarlı Okullar programı öğretmenleri değişikliğe önce kendilerinden başlamaları gerektiğini söylüyor. Yoksa yukarıdan birinin emretmesiyle olacak bir şey değil. Duyarlı Okullar projesi eski Proje Müdürü Camille Whitney: “Biz öğretmenlerimizi buna zorlamıyoruz. Onlar istediğinde bunu uygulamaya başlıyorlar. Kaç kişi programa katılmak isterse istesin biz onlara destek oluyoruz. Hatta onları gruplar oluşturup daha etkili bir şekilde pratik yapmaya teşvik ediyoruz”.

Duyarlılığı sağlık ve refah programlarına eklemek de başka bir seçenek. Learning to Breathe programı orta okullarda ve liselerde sağlık dersleri kapsamında işlenen Broderick, “Başlı başına yeni bir şey yaratmak yerine programı zaten var olanlara ekleyebiliriz” diyor.

Geçtiğimiz kış Mamaroneck Union Free School District Müfettiş Yardımcısı Annie Ward, okul ziyaretleri sırasında bir lisenin sağlık dersine denk geldi. Öğrenciler gözleri kapalı bir şekilde öğretmenlerinin CS çalarda oynattığı meditasyon CD’sini dinlemekteydi ve bu Ward’u çok şaşırttı. Yorumu şöyle oldu: “Sessiz sakin bir şekilde meditasyon yapıyor olmaları beni çok mutlu etti. İşlerinin hakkını veriyorlardı”.

Duyarlılık eğitime dahil edildiğinde bu tüm okulu ve hatta okulun bulunduğu muhiti etkileyecektir. 2008’de Vermont’taki Güney Burlington yerlileri öğretmen ve öğrencileri belli eğitimler almaya teşvik etti. Alt sınıflar Inner Resilience programına, üst sınıflar ise Learning to Breathe programına katıldı. İki sene içinde 130 kadar öğretmen eğitime katıldı ve hatta bu eğitim civar kafe çalışanlarından otobüs şoförlerine kadar totalde 170 kişiye yayıldı.

Okullar aynı zamanda velilere de akşam kursları imkanı sağladı. Bu kurslarda civardaki uzmanlar ile ara sıra gönüllü öğretmenler ders verdi. Çocuklar ve velilerden önce öğretmenleri eğitmek, Talk About Wellness’ın eski direktörü Marilyn Neagley’ye göre Güney Burlington’u başarıya ulaştıran adımın ta kendisidir.

Velileri de programa dahil ederek onlara duyarlılığın ne olup ne olmadığını öğretmiş oldular. Tabiki de bazı bölgelerde kafalarda dinle alakalı soru işaretleri oluşabilir. Neagley’in cevabı “Veliler ve yerel halkla görüşmelerimizin sonunda da belirttiğimiz gibi bu eğitimlerimiz kesinlikle sekülerdir ve onların dini uygulamalarla herhangi bir ilgisi yoktur” yönünde oldu. Öğretiler nörobilim alanındaki bulgular üzerine temellendiriliyor ve bazen sadece Budizm’den bahsediliyor. Yoga sırasında ise namaste gibi yoga terimleri kullanılıyor. Hatta bazı okullarda yoga yerine “duyarlı hareket” ifadesi kullanılmaya başlanmış ki eğitimin içeriği hakkında kafalar karışmasın. Lantieri: “Bizim öğrettiğimiz şey kişinin nasıl odaklanabileceği ve farkındalık kazanabileceğidir. Tüm eğitimlerimiz seküler bir biçimde uygulanmaktadır.”

Güney Burlington’daki gibi komple bir bölgede böyle bir değişikliğin gerçekleşebilmesi için tüm öğretmen ve yetkililer el ele vermelidir. Elbette bir de her mahalleye gözü hep yükseklerde olan biri lazım. Lantieri diyor ki “Hangi bölgede çalıştıysam tek bir sınıfı değil en az beş yıl ötesini gören hiç değilse bir müfettişleri vardı. Tüm bu projeler de aynı şekilde, aklına parlak bir fikir gelen bir öğretmen sayesinde başladı mı zaten?”

Yazıları bittiğinde Liz Slade’in öğrencileri kilimin üzerinde yine bir araya gelerek hayali nefes egzersizleri yaptılar. Bir çember oluşturduktan sonra her öğrenci elleriyle bir hareket uydurup onlara isim verdi ve düzenli nefes egzersizleri eşliğinde tüm sınıf o hareketi tekrarladı. Sonra çocuklar hareketlenmeye başlayınca Slade onlara koşup oynamalarını söyledi. Şen şakrak o kadar çocuğun arasında Slade, “Şimdi de duyarlı heykellere dönüşün bakayım” dedi ve birden tüm çocuklar oldukları yerde kaldılar. Ortalıkta tek bir ses bile yoktu.

Kaynak: İşin Geleceği

Orjinal Kaynak: Mindful

Bu Makalede Etiketler

Yorum Yazın