Eğitim 4.0 olmadan Sanayi 4.0 filan olmaz

Türkiye’nin Sanayi 4.0’dan kaçınması mümkün değil. Bu bir. Eğitim 4.0 olmazsa Sanayi 4.0’ın işsizliği en fazla artıracağı ülke Türkiye olur. Bu da iki.

696 0

Dünyada bugünlerde hayatımızı ne belirliyor? Etrafta patlayan bombalar, hakikati görmenizi engellemesin. Hayatlarımızı teröristler değil, teknolojik gelişmeler belirliyor. Bu yeni tip teröristler de teknolojik gelişmelerin eseri bir nevi. Teknolojik gelişmeler tempolu bir biçimde iş yapma biçimimizi etkiliyor. Bu arada yerel ve de küresel eşitsizlikler azalmıyor, artıyor. Siyaset işte ondan sancılanıyor. Bildiğiniz siyaset ve eski moda örgütlenmeler ortadaki mutsuzluklara çözüm üretemedikçe etrafı IŞİD gibi yenilikler sarıyor. Teknolojik değişim, bireyi güçlendirdikçe dünün hiyerarşik terör örgütü üyesine benzemeyen bir yeni terörist tipi ortaya çıkıyor. Şimdi hayatın her alanında teknolojik değişimin bir dizi sonucu, hayatımızı hem kolaylaştırıyor hem de zorlaştırıyor. Hadise çok boyutlu. Ama biz sanki meseleye pek tek boyutlu bakıyoruz. Ne diyeyim? Bugünlerde bana böyle geliyor. Öyle 4000 vuruşluk bir yazıda dünyayı kurtarmamı filan beklemeyin. Ama bana öyle geliyor ki Eğitim 4.0 olmadan Sanayi 4.0 yoluna girmek, toplumsal kırılganlıkları artırmak için efektif bir reçetedir.

Hâlbuki daha geçen yıl, dünya MDG’den SDG’ye geçti. Ne oldu? Yoksullukla baş etmek için, Birleşmiş Milletler tarafından gündeme getirilen Bin Yılın Kalkınma Hedefleri (Millenium Development Goals-MDG)’ne ulaştık. MDG, daha çok en az gelişmiş ülkeler hakkındaydı. Kalkınma gündeminin MDG tabanlı olması, bir nevi kalkınma meselesinin sanki gelişmiş ülkeleri ilgilendirmediği kanısını yaratıyordu. Kalkınma gündeminde gelişmiş ülkelere düşen tek rol sanki sadaka vermekmiş gibi duruyordu. Geçen yıl kabul edilen Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri (Sustainable Developmen Goals-SDG) ile kalkınma, herkes için kırılganlıkların azaltılması olarak yeniden tanımlandı. Sosyal hayat, çevre ve ekonomi ile ilgili kırılganlıkların azaltılması yoluyla sürdürülebilirliğin garanti altına alınması, kalkınma gündeminin temel meselesi oldu. Şehirlerimizin kırılganlıkları, artık kalkınma gündeminin bir parçası oldu.

Eğitim 4.0 olmadan Sanayi 4.0 filan olmaz 1

Sanayi 4.0, eğitimle ilgili tedbirler alınmadığı için sosyal kırılganlıkları artırıyorsa aslında bir sürdürülebilirlik problemi yaratıyor bana sorarsanız. Şimdi her ülke SDG için önceliklerini belirliyor, bir nevi ulusal eylem planı hazırlıyor. Ben Eğitim 4.0’ın, Türkiye’nin öncelik alanlarından biri olması gerektiğini düşünüyorum. Bunu söylerken kafadan atmıyorum. Avrupalı dostlarımız epeydir, ülkelerin dijitalleşme sürecine geçişini kolaylaştırma ve zorlaştırmada eğitimin rolü üzerine çalışmalar yapıyorlar. Biz ise her zamanki gibi, işin ununda değil, ünündeyiz. Hatırlayın, inovasyon gibi çok önemli bir meseleyi de böyle çiklet etmiştik. Bundan sonra sıra Sanayi 4.0’da olmasın diyorum ben.

Şimdi Avrupa Komisyonu’nun eğitim ile ilgili olarak 2012 yılında yaptırdığı ama sonuçlarını 2014 yılı Aralık ayında yayımladığı bir çalışmadan bahsedeyim. Siz de bakarsınız. Yandaki 2 grafik o çalışmadan alınma. Çalışmanın adı, “Uluslararası Bilgisayar ve Enformasyon Okuryazarlığı Anketi (International Computer and Information Literacy Survey-ICILS)”. Tam 21 ülkeden 3300 okulda, 60 bin öğrenci üzerinde yapılmış araştırma. İçinde Türkiye de var. Komisyon, Avrupa ülkelerine bakarken üyelik sırasındakilere de bakmayı ihmal etmemiş anlaşılan. Bu 60 bin öğrenci, ortalama 13,5 yaşında. Anket, çocukların dijitalleşme sürecine ne kadar hazır olduklarını saptamaya çalışıyor. Veri işlemeye, bilgisayar okuryazarlığına ve buradan çözüm üretmeye, ilgili ülkelerin eğitim sistemlerinde ne kadar önem verildiğine bakıyor çalışma.

Türkiye, Sanayi 4.0’dan gelecek travmaya ne kadar hazırlıklı çıkmış dersiniz? Pek hazırlıklı durmuyoruz esasen. İlk grafik, her ülkeden çocukların bilgisayar ve enformasyon okuryazarlığı puanlarını gösteriyor. Polonyalı çocuklar, Alman çocuklardan daha iyi çıkmış buna göre. Yeni üye ülkelerin geleceğinden endişe etmemek gerekiyor galiba. Her ne kadar bugünkü siyasetçileri garip olsa da eğitim altyapısı sağlam sanki. Alman çocukların skoru 523. Türk çocukları ise 361’lik ortalama skor ile en sonda yer alıyorlar toplam olarak bakıldığında.

Grafik 2 ise her ülkeden çocukların skorlarını 1. grubun altı’ndan 4’e kadar gruplara ayırıyor. En kötüler 1’inci grubun altı isimli grupta, en iyiler 4’üncü grupta yer alıyor.  1’nci grubun altı grubunda yani en kötü grupta, skoru 407’den az olan çocuklar var. 4’üncü grupta ise skoru 662’den çok olan çocuklar. Türk çocuklarının yüzde 67’si en kötü grupta yer alırken Almanların yalnızca yüzde 7’si o grupta. Türk çocuklarının yüzde 1’i 4’üncü grupta yer alırken Almanların da yüzde 1’i orada. Bakın bu aynı. Almanya da sorunlu diyor rapor zaten. Polonyalı çocukların ise yalnızca yüzde 4’ü 1’inci grubun altı grubunda yer alırken yüzde 4’ü 4’üncü grupta yer alıyor. Polonya, hiç de fena durmuyor.

Nedir bu kıssanın hissesi?

Kayserililerin deyişiyle, eğer işin ününde değil de ununda isek ben size söyleyivereyim. Türkiye’nin Sanayi 4.0’dan kaçınması mümkün değil. Bu bir. Eğitim 4.0 olmazsa Sanayi 4.0’ın işsizliği en fazla artıracağı ülke Türkiye olur. Bu da iki.

Peki, işe nereden başlamak gerekir? Bence meslek liselerinden. Söylemiş olayım.

Güven SAK / Dünya Gazetesi Yazarı

NOT: Bu yazı TEPAV’ın sitesinden alınmıştır. 

Bu köşe yazısı ilk olarak 21.03.2016 tarihinde Dünya Gazetesi’nde yayımlandı.

 

 

Bu Makalede Etiketler

Yorum Yazın